
Reçetenin Arka Yüzü | Eczane Tezgâhından Bakış
Reçetenin Arka Yüzü | Eczane Tezgâhından Bakış
Yoğun İş Yükü Altında Yazılmış Bir Reçete
Yoğun iş yükü altında yazılmış bir reçete. Hastanın elinde, uğruyor en yakın eczaneye.. Reçeteyi eline alan eczacı ilaçlardan önce reçetede hekimin halini görüyor. Diyor ki reçete;
“Gecenin üçü olmuş, hastalar hala kuyrukta, vücudum yorulmuş, aklım ara vermekte. Lakin bakmak zorundayım, yeminim var. Göz kapaklarım kalk, düşmek yok. Aklım kendine gel, senden medet uman var.”
O yorgunlukla karalanmış bir kâğıt; yarısı okunur, yarısının zaten yarısı yok. Teşhise bak, okuyabilirsen... Nedir yazılmak istenen, çöz çözebilirsen.
Okudun mu zafer kazanmış bir komutan edasıyla sisteme girmeye başlarsın. O da ne? Her şey tamammış gibi ama protokol eksik! Nasıl dersin hastaya “Reçetede eksik var” diye? Zaten canı burnunda; belki acısı pik yapmış, belki ayağını kaldırmaya takati yok. Sinirler zaten gergin.
Hastanın hâlini yüreğinde hissederken, doktorun yorgunluğunu ve fedakârlığını da aklında tutarak, usulca, fısıldar gibi “Reçetenizde eksik var. Tamamlatabilecek misiniz? Yoksa ücretli mi almak istersiniz?” dersin. Dersin ama hasta bu! Anlayışla karşılayabilir mi? Adı üstünde “Hasta”.
Kimi anlayışla karşılar, kimi başlar söylenmeye; doktordan başlar, yönetimden çıkar. Kimi hışımla çeker reçeteyi, alır başını gider. Kimi ne çare “Parasıyla alayım” der. Kimi de “Sen beni mi kandırıyorsun, paramı almak için!” diyerek saldırır eczacıya..
Zordur Hasta Olmak!
Hâsılı zordur hasta olmak! Eczacı olmak, hekim olmak da..
Vazgeçilemez bir sacayağıdır bu üçlü. Olmasa hasta, olmazdı doktor. Olmasa hastalık, ne ilaç olurdu ne de eczacı. Lakin düzen böyle kurulmuş; imtihan yeri dünya, hastalık da baş aktör.
Hekimliğin Yükü
“Yarım hekim candan, yarım hoca imandan eder” demişler. Can kıymetli ve o can hekime zimmetli. İlimde eksik kalamazsınız, illâ ki öğrenmek zorundasınız. Teşhisi doğru koymak durumundasınız. Hastayı anlamak, dinlemek en temel öğretiniz; zira her tanı anamnez ile başlar. Sistemi bilmek, eksik yapmamak gerektiğinin bilincindesiniz. Yorulmak ne kelime dayanıklı olmak zorundasınız. Meslektaşlarınız ve eczacılarla iyi bir iş birliği geliştirmek durumundasınız. Yanlış anlamalara fırsat vermemek için daimi çabalarsınız. Hepsinden önemlisi, ailenizi de ihmal etmemek zorundasınız.
Evet, insansınız, hata yapabilirsiniz ama mesleğinizi icra ederken hata yapmamak için yenilenmek zorundasınız. Maddi anlamda yeterli güce sahip olmalı, manevi manada beslenmek zorundasınız. Nefsin vesveselerine dürtü ve telkinlere karşı uyanık olmak durumundasınız. Medyada, televizyonda ya da sosyal medyada; mesleğin onurunu taşımayan, hekim unvanını hak etmeyen, kendisini, mesleğini ve sizi de gölgeleyen kişileri gördüğünüzde, “lanet olsun böyle mesleğe.” demek yerine, dimdik durmayı, dosdoğru kalmayı ve her şeye rağmen ahlaklı olmayı tercih etmek durumundasınız.
Her Güçlükle Beraber Bir Kolaylık Vardır
Demem o ki; gerçekten zordur bu meslek. Lakin Mevla’nın buyruğu gereği “Her güçlükle beraber bir kolaylık vardır.” Okuması zordur, akademik yolu zordur ama mesleğinize inanmış ve sevmişseniz, bir hastanın derdine derman olmaya vesile olup “Allah sizden razı olsun” sözünü işitmişseniz, işte ‘kolaylık’ oradadır; manevi lezzet oradadır, mesleki tatmin oradadır.
Hekimlik Bir Emanettir
İnsan bu dünyaya sadece yemek, içmek ve arzularını tatmin etmek için yollanmamış ki..Bu dünyanın mesleki imtihanlarımız dışında da bir imtihan yeri olduğunu biliyoruz. Bu dünya, fıtrattan kopmadan, manevi sıhhati bozmadan Rabbin rızasına uygun yaşama ve inancının gereğini yerine getirme yurdudur. İnsan sağlığını korumaya yemin etmiş hekimler için ise her hasta, her karar ve her vicdani tercih; bu imtihanın en önemli duraklarından biridir. Emanet bilinciyle icra etme sorumluluğunun da adıdır hekimlik!
Teşekkür
Ne mutlu hekimlik mesleğini bu şiar ile yapanlara!
Ne mutlu gecesini gündüzüne katarak insanlığa şifa sunanlara!
Ve bu vesileyle, tezgâhın öte yanından bakan bir eczacı olarak; beyaz önlüğün onurunu taşıyan, o yorgun elleriyle umut eken tüm hekimlerimize yürekten teşekkür ederiz.
İyi ki varsınız!
İyi ki mesleğinizi yalnızca bilgiyle değil, vicdanla, merhametle ve insanlığa adanmış bir yürekle icra ediyor, bu büyük emanete sadakatle sahip çıkıyorsunuz.
Yazar: İlkay ŞEN (Klinik Eczacı)

